Victor: Onu artık rüzgar anlatacak

Victor Ananias’ın zamansız ölümüne şaşırmadım. Bazı insanlar bu dünyaya ait değildir. Ziyaretçidirler. O da bu insanlardan biri idi.
Ses tonu hep yumuşaktı. Sakallı yüzünde her zaman bir tebessüm vardı. Gözlerinin içi hep gülerdi. Derinden gelen, sahici, kapsayan bir gülüştü bu, çok az insanın sahip olduğu… 
Dürüst kişi her zaman çocuktur, demişti Sokrat, 2500 yıl öncesinden Victor’u tarif ederek. 
Eminim başının üzerinde bir hale, bir nur dairesi vardı ama biz göremiyorduk, muhtemelen onun kadar saf olmadığımız için.
Onunla Bodrum’da tatildeyken tanıştım. On üç on dört yıl önce olmalıydı. Çevreci bir kadınla birlikte küçük bir vejetaryen lokanta çalıştırıyordu ve ortağına tamamen doğal malzemelerle bir ev yapıyordu veya yapımına göz kulak oluyordu. Bütün yemeklerimizi orada yemeğe başladık. 
Eşimi Sara ve Selim’le beraber inşaatı gezmeye götürdüler. Bir ara başıboş kalan kızım yüzüstü kireç çukuruna düştü ve gözleri kapandı. O gece İstanbul’a döndük. Birkaç gün sonra Sara -iki veya üç yaşında olmalıydı- küçük bir ameliyat geçirdi. Görmeye başladı ve dünya normale döndü.
Kuzguncuk’ta otururken, o da ben de evli, çocuklarımız küçükken, ara sıra önceden haber vermeden uğrardı. Bazen tek başına, bazen eşi ve çocuğuyla. Mutfaktaki masanın çevresinde oturur sohbet ederdik. 
Her zaman planları vardı. Organik planlar.
Bu planlarını hiç paraya dönüştürdüğünü sanmıyorum. Mozart gibiydi, paradan anlamazdı.
 Sonra o da ben de boşandık ve onu görmez oldum. Ama varlığını Buğday dergisiyle, önayak olduğu organik pazarlarla hep çevremde hissettim.

Buğdaya adanmış bir yürek
Dünyayı zenginleştiren, sakinleştiren, daha yaşamaya değer bir yer yapan insanlardan biriydi.
 Dün aldığım bir mailde bir seveni şöyle diyordu: “Victor’u tanımak şans, daha fazla tanıyamamak şanssızlık. Kolun, kanadın koptuğu an. Öyle ki, onun kanatlarına takılıp uçmak isteyecek kadar aydınlık insan.”
Ekolojik yaşam projelerinin öncüsü Victor cuma günü, Bodrum Bitez Camii’nde yapılan duasından sonra toprağa verildi. Orada ölmüştü. Kırk yaşında.
 Arkadaşları Buğday dergisinin kapağına onun için şunları yazdı:
 “Doğaya adanmış bir yürekti. Bodrum’un ıssız kalmış son tepesinde, kanadı kopuk bir yel değirmeninin kıyısında, onun öyküsünü rüzgâr anlatır. Ey güzel çocuk. Ey güzel çocuk! Victor isimli iyilik meleği. Seni ancak rüzgâr anlatır.”

Metin Münir, 12 Mart 2011, Milliyet Gazetesi