Buğday bu kez başını eğdi

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucusu ve Başkanı Victor Ananias yaşamını yitirdi. Organik yaşam ve organik gıdalar üzerine 17 yıldır çalışmalarını sürdüren ve bu konuda Türkiye’de öncü olan Ananias 40 yaşındaydı. Son dönemde çalışmalarını İstanbul’un Kartal, Şişli gibi çeşitli semtlerinde var olan ekolojik pazarların sayısını artırmak üzerine yoğunlaştırmıştı.
Ananias yaşasaydı bugün Antalya’da gerçekleşecek olam Runtalya Maratonu’nda TATUTA (Tarım’da Turizm Bilgi ve İşgücü Takası) ağına yeni çiftlikler için bağış toplamak amacıyla koşacaktı. Ananias son yazısında neden koşmak zorunda olduğunu şu satırlarla açıklamıştı:
“Zorlanarak koşuyorum. Sağlığım için ya da zevk aldığım için değil, seni ve diğer arkadaşlarımı TATUTA’ya destek vermek amacıyla motive etmek için mektubumu okursan sonuna kadar anlayacaksın, hem bana hem sana hem de başkalarına zevk verecek koşmam hatta…”

Zeytin dallarıyla veda…
Onun attığı tohumlara bir damla su olmak için kenetlenen dostları Ananias’ı buğday taneleri ve zeytin dallarıyla son yolculuğuna uğurladı. Ekolojik yaşamı sevenler, Ananias’ın hayallerini devam ettirmek için 12 Mart’ta Buğday Derneği’nin kırsal merkezi olan Küçükkuyu’da bulunan Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi’nde anma töreni ve hayır yapacak.
Edinilen bilgiye göre, Bodrum’da yaşayan Ananias, Fethiye’nin Ölüdeniz beldesi Faralya köyünde yaşayan annesi Gülben Singitay Ananias’ın ziyaretine gelmişti. Kaldığı odada annesi tarafından ölü olarak bulunan Ananias’ın ölmeden bir gün önce ormanda topladığı mantarları yedikten sonra zehirlenme şüphesi ile özel bir hastanede tedavi gördüğü ve taburcu edildiği öğrenildi.
Arkadaşlarının, “Liderlik, zeka, çalışma azmi, sakin, cesaret, yaratıcılık, ileri görüşlülük, sosyal ilişki kurma becerisi, ikna kabiliyeti ve eşi benzeri görülmemiş bir mütevazılık” kelimeleriyle tanımladığı Ananias, ekolojik hayatın korunması için adadığı hayatında Türkiye’deki biyolojik çeşitliliğin korunması adına başlatılan “Tohum Ağı” projesine katkı sağlarken, GDO’ya karşı mücadeler vererek, elindeki değeri farkında olmayan köylüleri bilinçlendirmek için çaba gösterdi.

Okulu bıraktı, kendini ve doğayı keşfe çıktı
Babası Şilili olan Victor Ananias, 1971’de İsviçre’nin Zürih kentinde doğdu. Ananias 6 yaşına geldiğinde ailesi Bodrum’a yerleşti. Ege kültürüyle yetişerek, 13 yaşından itibaren miçoluk, çiçekçilik, garsonluk, otel yöneticiliği ve turist rehberliği yaptı. 9 Eylül Üniversitesi İngilizce Bölümü’nde okurken keşif seyahatlerine çıkmaya karar veren Victor Ananias eğitimini yarıda bıraktı. Ekolojik mimari, ekolojik tarım, ekolojik mutfak gibi konularda yurtdışında çeşitli eğitsel faaliyetlerde bulunmaya başladı.
1991’de turist rehberliğinden kazandığı parayla köylerden aldığı doğal ürünleri Bodrum pazarında satmaya başladı. Ürün çeşitliliğini artırarak kurduğu doğal ürün dükkanını sağlıklı içecek ve yiyeceklerin satıldığı ve çevreci insanların toplanma yeri olan Başak Cafe’yi takip etti.
Çok değil bir yıl sonra dengeli beslenme mutfağı, ürün satış noktası, eğitsel program ve toplantıların yapıldığı uluslararası bir buluşma yeri olan Buğday vejetaryen restoran ve kültür merkezi’ni açtı. 1996 yılında elle yazıp fotokopiyle çoğalttığı Buğday Dergisi şu an 2 ayda bir yayınlanıyor.
1997’de ekolojik mimari projesini hayata geçiren Ananias, İstanbul ve Türkiye genelinde ekolojik tarımın yaygınlaşması, tüketici bilincinin geliştirilmesi için çalıştı. Ekolojik tarım alanında tüm dünyada tanınan Ananias, uluslararası ekolojik tarım kuruluşları tarafından geleceğin 5 liderinden biri olarak gösteriliyordu.

Elektrik yok,   abur cubur yok…
Kaz Dağları’nın güneye bakan yamacında, Altınoluk ile Ayvacık arasında kalan Küçükkuyu sırtlarında oturan Ananias, doğayla iç içe yaşıyordu. Bir tane biskuvinin bile girmediği mutfağında ekolojik pazarlardan aldığı kuru yemişleri, bahçesinde ve tarlasında yetiştirdiği sebze ve meyveler yer alıyodu.
16 metrekarelik iki katlı, silindir şeklinde, tamamen taş, üstü ise topraktan yapılmış evinde su şebekesi, elektrik haliyle de televizyon yoktu. Ananias gittiği her yerde yanında sepet tasırdı. Çayını, suyunu bu sepetteki bardaktan içerdi. Yanındakilere bir yıl içinde ne kadar plastik ya kâğıt bardak harcandığını sorarak su ve deterjan israfına sebep olunduğunu anlatır küçük yollarla herkesi bilinçlendirmeye çalışırdı.

Beste Önkol, Milliyet, 5 Mart 2011