Victor’u hatırlamak…

Et yemez, hayvansal gıda tüketmezdi. Ama aynı zamanda müzik dinlemez, film seyretmez, tatile çıkmaz, şarkı söylemez, dans etmezdi. Hiçbir şeyi kendi salt keyfi için yapmazdı kısacası. Kavalını üflerdi, o da eğlence olsun diye değil; ifadenin bir şekli olarak.

İnsan ayırt ettiğini görmedim. Herkesin içindeki potansiyele derinden inanır ve sonsuz güçle emek vermeye gönüllü olurdu.

Özgür olmadı, özgürlüğü aramadı. Hizmet etmeye gönülden mahkûmdu bir şekilde. Hizmeti bir kişiye, aileye, bir kuruma, bir ulusa değil, tüm insanlığa idi. Kendine ait hiç bir şey istemedi, edinmedi.

Oğlu Ali’yle vakit geçirmeyi, ona emek vermeyi severdi. Ali 4-5 yaşına geldiğinde birlikte geçirdikleri zaman için, “bunları hatırlayacak yaşta artık” derdi, sanki onu 11 yaşında bırakmak zorunda olacağını bilir gibi. Ancak bu sevgi bencilce ve sahiplik duygusu ile değildi; tüm çocuklara verebilecek sevgisi ve emeği vardı. Ali’ye de sevginin koşulsuzluğunu öğretti. İnsan seçmedi. Ama insanlar onu seçtiler; sevdiler, kızdılar, tutundular, bıraktılar ve her koşulda söylenip durdular. O sadece teslim oldu ve emek vermeye, hizmet etmeye devam etti.

Yalansız, dosdoğru bir mücadele için, bazen gidişata çomak sokarken, “taşları oynattık” derdi, biraz rahatsız, biraz keyifle, ama kendinden emin. Taşlar oynamadan yeniden üstüste konmayacağını düşünürdü. Ölümü ile taşları oynattığını düşünüyorum. Ölümü bizi sarstı ve içsel bir hesaplaşma başlattı tek tek hepimizde.

Huzurla gittiğine inanıyorum. Buradaki hizmetini bir şekilde tamamladı. Tohumları yaşamında savurdu, ölümü yağmur olacak bu tohumların üzerine. Böyle inanıyorum, şükranla.

Fazla yaşamayacağını söylerdi, kimi laf arasında. Ölüm ve kavuşma fikrinden alırdı yaşam ve mücadele gücünü. Yaşamı boyunca ölüp ölüp dirilirdi. Kolay değildi bizlere rağmen dönüşümü başlatmak.

Victor’suz bir dünyaya uyanmak zor. Sanki öksüz kaldık. “Bir de benim gözümle bak” derdi. Şimdi yine onun gözüyle bakmaya ve dönüşmeye devam… Yoksa burada, bu yolda olmanın anlamı yok. Yola devam.

Bilgi Buluş