Davet

“Buğday” kelimesinin Türkiye’deki Ekolojik Yaşam Kültürü hareketini temsil etmeye başladığı günlerden bu yana tam 18 yıl geçti. Siz bu süreçte Buğday’a belki bir, belki birçok kez yaşamınızla temas ettiniz. Belki de bu mektubu okuyarak bu teması ilk defa kuran bir kişisiniz. Her halûkarda biz Buğday Derneği çalışanları, karar vericileri olarak size ulaşmak, sizinle iletişimimizi güçlendirmek, birliğimizi verimli kılmak adına yazmaya karar verdik bu mektubu.

18 yıl önce bazılarımız ile “açıklık”, “dürüstlük”, “özveri” ve yaşamın “bütünlüğüne”, “birliğine” saygı ile yola çıkmıştık. Çok geniş ve zengin bir aile olarak çok şükür ki aynı değerler bizi bugün bir araya getirmeye devam ediyor. Buğday’da hep “bütün’e” baktık ve bu bize en yaşamsal ihtiyaçlarımızdan biri olan “umut” anahtarını verdi, sürekli tazeledi. Zorluklar hareket kaynağı, tembel tarafımızın kırbacı oldu hep.

Neler yaptınız bu 18 yılda? Ne yapmadınız ki… İlk günlerde üretim ve tüketim davranışlarının araştırılması, yaşamsal sorunlara bu noktadan çözüm bulmak amacı ile kurduğumuz küçük pazar tezgâhına dikkatinizi, zamanınızı, paranızı verdiniz. Kısa bir süre sonra biriniz Buğday’a sürekli bir platform olması için mekân sundunuz, biriniz bankadaki yetkisini kullanıp yıllarca ödenmeyen krediyi verdiniz, bu para Buğday’ı geniş bir ekolojik yaşam merkezine taşıdı. Bazılarınız gönüllü olarak tamirat, temizlik, alışveriş, aşçılık, müzik, toplantı organizasyonu, yemek servisi, rehberlik yaptı. Bazılarınız yıllarca bu mekânda sunulan gıdaların hammaddelerinin yetiştirdi, ekmeğini, peksimetini pişirdi, yağını sıktı. Sürekli çoğaldık, farklı farklı bilgi, tecrübe ve kabiliyetleriniz ile Buğday Hareketi, ete kemiğe büründü, logosu oldu. Türkiye’de ve dahi ülke sınırları dışında tanınan, bir kurum, bir örgütlü yapıya dönüştü hareket, bazılarınızın büyüyen mali ve idari yapıda riskler-sorumluluklar aldığı günlerde. Bazılarınız cesur oldunuz ve Buğday’ın bilgisi ile evinizi tasarladınız, inşa ettiniz, karşılığında Buğday’a can verdiniz. Bütüncül yaşam felsefesinin uygulayıcıları oldunuz, kâh yedikleriniz ile kâh iletişiminiz ve gönüllü katkılarınız ile.

Elle yazılmış bir “Buğday Dostları” bültenini de 10 yıldır harekete can katan bir yayın olan Buğday Dergisi’ne dönüştürdünüz yazarak, fotoğraflayarak, hami olarak, dağıtarak, tanıtarak, okuyarak ve yaşama geçirerek. Ekolojik ve adil bir iç pazarın oluşması için yapılan ilk toplantılarda katılımcı, gönüllü, destekçi oldunuz sonraki adımlarda dükkânlar, mekânlar kurdunuz bu amaca yönelik. Tarlanızda, evinizde birbirinizi ağırladınız, yoldaş oldunuz. Buğday Derneği’nin kurucuları oldunuz, sonra da destekçileri, gönüllüleri. Bağış yaptınız, üye aidatlarını düzenli ödediniz, “ekolojik bahçe” projesinin destekçisi, çiftçisi, hamisi oldunuz. Buğday’ın ödeyemediği borçlarının sinedarı, kirasını ödeyemediği ofisinin bağışçısı oldunuz. Karşılığı para ile ödenemeyecek (ve dahi ödenememiş) muhasebe, mali müşavirlik, hukuk, halkla ilişkiler, çok çeşitli hizmetler verdiniz.

Seyahatler ettiniz, iletişim kurdunuz, belgelediniz, projelendirdiniz, eğittiniz, eğitildiniz, deneyim kazandınız, paylaştınız… Dünyaya örnek, Türkiye’de ilk %100 Ekolojik Pazarı’nın kurulup işletilmesi ve yaygınlaştırılmasında çalışarak, üreterek, tüketerek paydaş oldunuz. Genel kurullarımıza gelip görev aldınız, görev verdiniz, eleştirdiniz, öneri getirdiniz. O kadar kalabalıksınız ve o kadar çeşitli katkılarda bulundunuz ki, bu mektuba, hatta bir romana sığacak gibi değil…

Bebek geldi 18 yaşına… Ve değişti dünya… Buğday, düşman tanımlamaksızın, yaşamın dönüşüm gücüne inanarak sabırlı bir çiftçi gibi her gün üretedursun, bu süreçte insanlık da geçmişte ve günümüzde yaptığı hataların bedellerini artan bir ivme ile ödemeye, çoğalan sıkıntılarının etkisi ile umudunu bir nebze daha kaybetmeye devam etti. Bunun adı açlık, fakirlik, adaletsizlik, sosyal çözülme, ekolojik kirlenme, hastalık, bağımlılık gibi sayısı ve kullanımı artan kavram ve gerçeklikler ile anıldı, anılıyor. Tüketim seçeneklerinde artış, yaşamın özünde fakirleşme ve muhtemel bir yok oluş masalını gittikçe gerçeğe yaklaştırıyor.

Bu çağda umutlu olmanın bedeli gittikçe daha ağırlaşıyor, gençlik umutlu olma ile uyuşuk olma arasında günden güne daha zor tercih yapar oldu. Buğday ise ilk günkü samimiyeti, dürüstlüğü, umudu ile yoğun emek ve çaba vermeğe devam ediyor sizlerin varlığı ile. Sizler iç dünyalarınızın zenginliği, özünüzdeki güzellik ile Buğday’a can verdiğiniz sürece bu tarlada yeni tohumlar saçılacak, yeni hasatlar ve tohumlarımız olacak hep.

Yüzümüz dünyaya, birbirimize dönük. Tüm eksiklere, gediklere rağmen Buğday genelde haklı çıktı; vizyon ve öngörüsü ile “toplumsal fayda” yarattı. Sonuçta kâh adı geçti, kâh eser olmadı varlığından, her faydayı kâr saydık geri dönüşünü çok da hesap etmeden. Bunun bedelini hep ödedik, ödüyoruz ve bugün artan üretimimiz kadar zorluğumuz çoğalıyor. Bugün size çok daha fazla ihtiyacımız var. Buğday’a destek olma yolu ile yaşamı, yaşamlarımızı beslemek için… Her şirketin “çevreci”, her kurumun “doğa dostu” bir maskeyi yüzüne takıverdiği bu zamanda kavramın içini dolduran, örneklerini yaşatan ve çok değerli tohumları taşıyan böylesine bir kurum birçoğumuzun hayallerinin, geleceğimizin temel taşları, rehberi. Şu günlerde bilimsel altyapısını güçlendiren, ekolojik harekete ihtiyacı olan bilimsel yapıya yatırım yapan Buğday, bağımsız ama doğruluğa bağlı onurlu yapısını sürdürebilmek için artan sayıdaki bireysel destekçileri ile ayakta kalmak, yoluna devam etmek istiyor.

Alamet-i Farika! Buğday hepimizin faydasına, hepimizin söz sahibi olabileceği bir sivil yapıya tescillenmiş bir marka. Sahibi devlet, şirketler ya da fonlar değil. Bizim nefeslerimiz ile var. Bugün elinizi tam açmanın, tam vermenin zamanı Buğday’a. Sınırsız çözümlere, sınırsız yaşam kaynağına büyük destek verin, elinizden gelen en büyük desteği!

Hep olduğu gibi Buğday sadaka değil “can” istiyor bizden. Biz zamanımızı, mülkümüzü, paramızı, dikkatimizi, bilgimizi, emeğimizi vererek var ediyoruz, büyütüyoruz, Buğday’ı dileyen her biriniz ile. Mutlaka üyemiz olun, en azından aidatınızı ve varsa fazlasını bağışlayın, dönüşümümüzü yönlendirecek olan genel kurulumuza katılın, yönetsel sorumluluklar alın.

Yetmiş milyon kişilik bir ülkede gerçek bir ekolojik yaşam hareketinin en az yetmiş bin destekçisinden birisi olun!

Dünyamızın yapay çözümlere, sentetik girdilere, sanal vaatlere değil; temiz suya, havaya, toprağa ve yaşam kültürüne ihtiyacı var.

15 Ekim 2008