Ekolojik TaTuTa

Günümüzde dünyada yoğun olarak yapılan turizmcilik, gıda, tarım gibi büyük sektörlerin tümünde bireylerin beklentilerini yükseltmek ve yükselen beklentileri karşılamaya yönelik sonsuz gibi görünen, herkesin kazançlı çıkabileceği varsayılan bir dönüşüm söz konusudur. Geldiğimiz noktada ise bu kısa süreli kazancın, toplamda üstüne bindiğimiz dalı kesmek, bizi yaşatan bütüne zarar vermek olduğunu, ödeyemediğimiz ve her gün artan faturalar, ekolojik-sosyal-ekonomik çökmelerle bilincimizi değişime zorladığını görüyoruz.

Sonuçta çokmuş gibi görünen seçeneklerimiz yine ikiye düştü: Sonu gelmeden bir parça daha koparıp daha çoğuna sahip olmak, almak için savaşmak ya da sonsuzluğun içinde vererek, üreterek dönüşmek, dönüşümle bir olmak.

Kısa adıyla Ekolojik TaTuTa Projesi’nden önce, pratikte projeye katkı ‘veren’ tarafları ve kattıkları değerleri kısaca tanıtmakta fayda var:

  • Doğa bu projenin en büyük destekçisi. Hava, su, toprak, iklimler, yaşam ortamları, bitkiler, hayvanlar, farklı coğrafyalar, tüm biyoçeşitlilik dengesi, tohumlar, gıdalar… Sonsuz katkıları ile doğa bu projenin en büyük ve olmazsa olmaz sponsoru.
  • Çiftçiler işgüçleri, bilgileri, gelenekleri, evleri, arazileri, komşuları, çevreleri, yemekleri, dostlukları ve zamanlarını sunuyorlar projeye. Projenin uygulama alanı ve koşullarının oluştuğu temel öğeleri gönüllü çiftçi ailelerinin kendi kararları ile sağlayacakları katkı belirliyor.
  • BM Kalkınma programı (UNDP) GEF, Küçük Destek Programı (SGP), dernek üyeleri, ve diğer mali destek verenler, inançları gönül birlikleri ve ortak umutlarını mali değer taşıyan sembollerle birlikte TaTuTa’ya katıyorlar. Beklentisiz, projeyi bir ya da birkaç adım daha ileriye götürebilmek için yapıyorlar bunu.
  • Gönüllü işgücü ya da bilgilerini çiftçi ailenin yararına sunan ziyaretçiler kıymetli zamanları, becerileri, bilgi birikimleri ile proje işleyişini zenginleştiriyorlar. Yol paralarını dahi kendileri karşılayarak, çiftçinin yaşamını, ekolojik uygulamalarını onurlandırmak, kolaylaştırmak, zenginleştirmek için çabalıyorlar.
  • Tarım turizmi ziyaretçisi olarak çiftliğe gelenler birçok seçenek arasında bu projeyi seçerek tatil yaparken, katkı olarak ekolojik bir çiftliği maddi-manevi destekliyor, kültürünü, paylaşımını, farklılığını, dostluğunu sunuyor.
  • Projede dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen ama proje omurgasını sağlamlaştıran öğe olarak, ekolojik ürün üreten firmalar, ticaretini yapanlar, danışmanlar, kontrol ve sertifika kuruluşları, kamu kurumları ve yerel yönetimler projeye fiziki imkânlarını (mekân, depo, araç, ofis), değerli bilgi birikimlerini, ilişkilerini ve referanslarını sunuyorlar.
  • IFOAM-ECEAT gibi bu alanlarda uluslararası ağların çatısı olan kuruluşlar, uluslararası bilgi ve tecrübeleri, en önemlisi de sağladıkları iletişim ile projeyi küresel bir boyuta taşıyorlar.
  • Benzer amaçlı projeler, sivil toplum kuruluşları, girişimciler de alandaki bilgi ve tecrübelerini, imkânlarını vererek projeyi hızlandırıyorlar.
  • Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği de projeyi hazırlayıp, tarafların tümü arasında sürekli iletişim sağlama, proje yürütme konusunda riskleri taşıma, varolan bilgi, tecrübe, gönüllü, fiziki koşullarını kullandırma yoluyla projenin sağlıklı yürüyüşünü sağlayarak katkı veriyor.

Gözlem yapma, eksikleri fark etme, sorun çözme gibi işleri gönüllü, tam zamanlı ve kısa süreli çalışanlarına sunan dernek, bu kişilere de tüm proje taraflarına olduğu gibi bir eğitim imkânı sağlıyor.

Bunlar tüm tarafların verdikleri. Ya aldıkları, öngördüğümüz kârlar? Buğday Derneği ‘başarı’, ‘güç’, ‘tanınırlık’ kazanıyor, diğer projeler yeni ortak ya da destekçi kazanıyor; uluslararası kuruluşlar veri ve bu bölgede tanınırlık, güç kazanıyor.

Ekolojik ticaret içindekiler tanıtım, genişleme imkânı, daha çok bilinçli tüketici, üreticilerine destek; ziyaretçiler kıymetli tecrübeler, bilgi, ucuz-özel tatil, yeni dostlar, umut; mali destek verenler tatmin, prestij, umut, motivasyon ve daha da faydalı olma isteği; çiftçiler bilgi, işgücü desteği, yeni dostlar, yeni pazar, tanınırlık, toplumsal onay ve para kazanıyorlar. En büyük proje ortağı doğa ise proje tasarlandığı gibi yürüdüğünde, çok kazanç sahibi olmuyor aslında. Doğa sadece içindeki ‘insan’ unsurunu barındıran öğelerini, döngülerini daha az engellerle yaşatmış oluyor. Yine de insani açıdan, toprak-hava-su kalitesinin korunması, biyolojik çeşitliliğin korunması, insanın üretim ve tüketim faaliyetlerinde kısa ve uzun vadede döngülere zarar vermeyen yöntemler benimsenmesi ve en önemlisi de şu anda doğada yaşayan, sürekli temas halinde olan kırsal nüfusun buralarda, koruyarak, mutlu ve umutlu bir şekilde yaşamını sürdürmesi bu projeyi eşsiz bir ‘kırsal kalkınma’ örneği yapıyor.

Hepimiz çıkar için yaşıyoruz. Toplumsal çıkar, birisinin çıkarı, kendi çıkarımız…

Tümünü karşılayan sistemler uzun vadeli yaşayacak; kırsalı ya da şehirdekini önceliklendiren; birini önceliğe alan tüm planlarda çatışma çıkacak ve uzun vadede tüm taraflar kayıplarla uğraşacaklar.

Tarihin akışı içinde bu senaryoların da çok örneği vardır.

24 Haziran 2004