Fikirler, planlar ve cepler

27 Şubat Pazar günü Kâğıthane Belediyesi’nin düğün salonunda Mesudiyeliler Derneği’nin ekolojik tarım ile ilgili bir paneli vardı. Beni panelist olarak çağırdılar, oldukça geniş bir katılım vardı ve Mesudiyeli olmayan az kişiden biri bendim sanırım.

Panel başkanı Hürriyet Gazetesi’nden Oktay Ekşi, panelistler de Arçelik Genel Müdürü Gündüz Özdemir, İstanbul Ticaret Odası’ndan Mehmet Yıldırım, KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi Müdürü M. Emin Yıldız, Ordu Tarım İl Müdürü Sadi Sadıkoğlu, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü Proje ve İstatistik Şubesi’nden Yılmaz Türk ve Işık Tarım’dan Mehmet Çetin’di.

Çok sayıda konuşmacı olmasına, zamanlama ve organizasyon ile ilgili ufak tefek aksamalara rağmen çok başarılı, herkesin katkı verdiği, katılımcıların faydalandığı, sıcak bir toplantı oldu. Artık ekolojik bitki tarımının, hayvancılığın “memleketliler” derneklerinde, farklı camialarda önemsenerek gayretli, istekli bir şekilde ele alınması bu işin bir avuç öncü ya da yüzlerini ezberlediğimiz kişilerin elinde olmadığını, halka, üreticiye, tüketiciye yaygın olarak ulaşma yolunda olduğunun göstergesi bence…

Panel konuşmaları da çeşitli, izleyici katkıları da, konuşmalar gibi genelinde ekolojik tarımın yavaş yavaş herkesin ajandasına, zihnine, gönlüne girdiğini gösterir nitelikteydi. Bir konuşma ve bir katkı hariç!

KOSGEB’den Emin Yıldız konuşmasında ekolojik ürünlerin eşdeğer konvansiyonel ürüne göre 4-5 kat daha pahalı olduğunu, bizim Avrupa’nın zenginlerine hizmet etmek zorunda olmadığımızı ifade etti. Kendisine nazik bir dille “dinleyicileri yanıltıcı bilgi verdiğini, saygın mevkii ve kişiliğinden dolayı etkisinin olumsuz olabileceğini” yazarak ilettim. Çok kızdı ve notuma istinaden kendi tecrübeleri, uzmanlığı ve benim polemik yaptığım konusunda birkaç cümle sarf etti.

Şaşırdım doğrusu, çünkü bu tarz kelimeler ağızdan çıkıveriyor, sonra fark edince toparlamak kolay oluyor aslında. Ama bu kez iş inada bindi; panel sonrasında yanına gittim anlaşmazlığı gidermek, insani ve iyi niyetimizi ifade edip en azından gönlümüz rahat ayrılmak için… Daha da sert tepki ile karşılaştım bu kez, fikren değil manen de reddedildiğimi hissettim ve üzülerek çekilmek zorunda kaldım (iletişimden çok düzgün olmayan sakalıma takılmıştı).

Bir Belediye Başkanı da söz alıp ekolojik tarımın lüks olduğundan bahsedince bir daha anladım ki “fikir”, “teori” ya da “planlar” ne kadar doğru, iyi olursa olsun insanların midesinden, dolayısı ile cebinden geçmeyince inandırıcı olmayabiliyor bazılarımız için.

“İyi ki” dedim panelden önce “Buğday’ın yeni ekolojik şehir bahçesi projesinde, tarladaydım” inşallah oradan yüz aile, onlarca insan, bir sürü zengin ve fakir doyacak. O zaman Emin Bey de Belediye Başkanı da inanarak destekler, dahil olur bu işe mutlaka.

Haftanın bu uzun yazısını herhalde az kişi okuyacaktır boyutundan dolayı, umarım okuyanların zihninde, gönlünde de hikâyemin hülasası olumlu olarak kalır.

İyi haftalar…

1 Mart 2005