Gündemi belirlemek ve önceliklerimiz

Bu aralar Türkiye’de yapılması muhtemel nükleer enerji santralleri neredeyse tüm STK’ların gündemlerinin yarısını oluşturuyormuş gibi görünüyor. Bizim de Buğday olarak taraftar olmadığımız böylesine riskli, doğaya ve yaşama maliyeti yüksek ve uzun vade hesabı yapılmamış bir yatırıma karşı toplumsal duyarlılığın yüksek olması çok kıymetli…

Diğer yandan ise son birkaç yılda STK’ların genel gündemlerine baktığımızda belli dönemlerde birçok sivil örgütün kuş gribi, GDO, “gök kafes” ve 3. Boğaz Köprüsü’nün yapımı gibi belirli bir konuya yoğunlaştıklarını görüyoruz. Bir süre sonra çok ilgili birkaç kurum dışında odak noktası hızla değişiyor. Bu konular genelde sivil örgütlerin ve basının, toplumsal dikkati bir anlık dahi belli noktaya çekmek üzere birbirini karşılıklı körüklemesi ile hızla güçleniveriyor. Bu durum, bağımsız bir medya ve toplum tabanlı sivil hareket açısından farkındalık yaratma konusunda gayet etkin bir işleyiş sayılabilir.

Peki acaba bu dönemde insanlığı en çok etkileyen gerçekten nükleer enerji ya da enerji konusu mu? Acaba kaç sivil örgüt Türkiye’de son beş yılda kanser olaylarının ivmesini, kesin rakamlarını biliyor ve buna tepki gösteriyor? Ülkemizde sigara içme oranı bu konuda çalışan bir iki sivil örgüt dışında kaç kurumun ilgi ve çalışma alanında? Sigara ve kanserin toplumsal etkileri, maliyetleri konusunda halkımız gerçekten güncel olarak bilgi sahibi olabiliyor, çözüm önerileri alıyor mu? Bunun gibi güncel ve hepimizin çalışma konuları ile bire bir ilgili, önceliği çok ciddi boyutlarda olan ve tüm insanlığı etkileyen pek çok konu bulabiliriz. Peki gündemi kim belirliyor?

Gündemi belirleyen kurumlar gündeme getirdikleri konuya herkesin dikkatini çekmek dışında çözüm önerileri üretiyor ya da çözüm için hareket ediyorlar mı? Sorunun gerçek kaynağını bulmak, bu konuda gerçekten dürüst ve şeffaf olma konusunda ne kadar cesuruz sivil örgütler olarak? Yoksa akıntıya karşı yüzme ve çaba göstermekten duyduğumuz heyecan ile bir süre oyalanıp sonra başka bir konuya mı yöneliyoruz?

Bence sivil örgütler olarak hepimizin arada bir çok dikkatlice kendisine sorup yanıt bulması gereken sorular bunlar. Aksi taktirde nükleer enerjiye karşı dururken evimizdeki, sokağımızdaki, tüketimimizdeki enerji ihtiyacını azaltamazsak karşımıza aldığımız “güçler”, “haklı” ilan edecekler kendilerini ve birçok örnekte olduğu gibi direnişi kırarak istedikleri yatırımı yapacaklar, hem de “bizim” için.

Sivil örgütler olarak büyüteç ve dev aynası kullanmayı bırakmak ve çıplak gözle marjinal olmayan günlük gerçeği her an yeniden fark edebilmek, sorunu, barındırdığı “gerçekçi” çözümü ile birlikte değerlendirmek ve gündemimize aldığımız bir konuyu yaşam boyu takip edebilmek üzere adım atmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Onurlu, içerisinde çözüme emek verilen, uzun vadeli bakış açısına sahip, kendisini sürekli güncelleyen kişi ve kurumların çabasına saygım ve gönülden desteğimle!

19 Mart 2006