Milletin meclisinden

Şu anda Türkiye milletinin meclisinin bir salonunda, tarım komisyonunun organik tarım kanunu tasarısının görüşülmesi ile ilgili toplantıya katılmak üzere beklediğim sırada yazıyorum bu satırları.

Yarım sakalım, pantalon askılarım içimde, dışarı bıraktığım beyaz gömleğim, lise mezunu halim ve önyargılarıma rağmen en dış kapıdaki polis memurundan, komisyon uzmanına bazıları ilk bakışta varlığımı yadırgadıysa dahi hep kapıyı aynı anahtar açtı. Burada bulunuş sebebimi, organik tarım kanunu ve kanunun yaşamda hizmet edeceği alanları konuşmaya başlamamız tüm muhataplarımda hep aynı etkiyi yaptı, bazıları gözlerime bir baktıktan sonra, bazıları duyar duymaz, yumuşadı, önyargısı varsa silindi ve gerek kişisel, gerek işi, memleketi açısından konu ile ilgili yorum ve sorularla diyaloğu sürdürdüler.

Yaşamın birçok konusu, alanı ile ilgili hiç karşılaşmadığım kadar umutlu, şüpheci de olsa ilgili, sonunda iyi dileklerin de açıkça ifade edildiği bu diyaloglar bana çok güçlü geldi. Ördüğümüz tüm yüksek duvarlar, önyargılar, sınıf farkları güçlü bir samimiyet, gerçek bir çaba ile nasıl da yokoluveriyor, her seferinde şaşıp kalıyorum. Güçlüyüz, çok güçlü! Doğru şekilde kullandığımız sürece de hep daha güçleneceğiz, yaşamın tek cephesinde, hep birlikte, olmayan düşmanlarımıza karşı…

Gücümüzün farkında olarak, yaşama, her bireyin yaşamına sevgi ve saygımla.

14 Temmuz 2004